No Way Back


Bazı şeyleri sürekli yaptığınız zaman, bir süre sonra bir anlam ifade etmemeye başlıyor. Yaşamak gibi. Ve bazı şeylerse ne olursa olsun, mantıklı gelmiyor. İnsanı bekleyen en büyük tehlike, yaptığı şeylerdeki mantığı kavrayamamasıdır. Bütün sıradan insanların yapmak zorunda olduğu ve daha kötüsü çoğunun yapmaktan zevk aldığı şeyleri neden yaptığınızı sorgulamaya başladınız mı bir kez artık tehlike çanları çalmaya başlamış demektir. Bir kez o sesi duyduğunuz zamansa artık çok geçtir. Sosyal normlardan saparsınız ki bu anomali demektir. Ayrı ayrı pek çok insan gibi görünen, ama gerçekte Volvox kolonisi gibi büyük bir organizmayı oluşturan sefil hücrecikler olan insanların ise anomaliye gösterebileceği en büyük hoşgörü, onu içine alıp kendine benzetmektir.


Bir zamanlar delilerin deli olduklarını bilmediklerini ve eğer delirmeye başladığını düşünüyorsan muhtemelen gidip alışveriş yapman gerektiğini söyleyen bir dostum vardı.Muhtemelen de haklıydı. Ama asıl trajik olan delirmeye başladığını değil, bir deli olduğunu fark etmen, artık her şey için çok geç olduğunu, bildiğin tüm dünyanın ayaklarının altından kaydığını, gerçekliğin aslında ne kadar gerçek olduğunu kestiremediğin an. İşte o, bu an.


Çocukken hep yaratıcının bir hatası sonucu dünyaya atılıverdiğimi düşünürdüm. Sonraları hep bu fikrin üstünde düşündüm ve hayatımı bu fikir üzerinde şekillendirdim.arı kovanı gibi durmadan mırıl mırıl, vızır vızır, zırıl zırıl seslerle kendimden binlerce yıl önce yaşamış kadınların aşklarını, yakarışlarını, sitemlerini, nefretlerini fısıldadım. Onların aşık seslerini bilirdim, dedikodu seslerini, kızgın seslerini, istekli seslerini bilirdim. Ben kendi kendimin boynuna geçmiş yağlı bir ilmektim. Teoride deli değilim, sadece şiddet dolu düşünceleri olan sıradan bir insanım.

Benim gözümde Sade iyi kalpli insanların büyük felaketlere uğradığını hayal eden kötü kalpli bir insandı. Ve sonunda büyük bir hayal kırıklığına uğramış olmalıydı, çünkü gerçekte iyi kalpli insanlara asla kötü şeyler olmuyordu. Bu yüzden başıma gelen şeyler için, siz yüce gönüllü insanların üzülmesi gerekmez. Yine de Sade kadınları gerçekten anlayabilen tek erkekti. Ben de kendimi erdemin felaketlerinden korumaya çabalıyorum. Ve bu bir süre için iyi.

Posted by Sally Zucco | tam da şu saatte: 07:39 | 0 yorum

aptal şarkısı


Aşk vahşi bir hayvandır.
Ve yalnızlık zehirli bir böcektir.
Kırık kalplerin üstünde yuva kurar.
Gece olduğunda sizi ısırır.
Önce sıcak tutar, sonra dişlerinin
arasına alır.
Yanmalısın, sönmelisin,
ruhlar incitmelisin.
Onun tuzağına düşmelisin.


Lütfen, bana yalnız olmadığımı söyle.
Çirkin, sen çirkinsin.
Dışarda karanlık çökmeye başlıyor.
Karanlıkta yüzün korkunç.
Çirkin, çirkin.
Sevgilimin korkunç yüzü.
Ona yalnız olmadığını söyle.

Akşam toprağın üstüne bir örtü atıyor.
Dalların üzeri,
Sensiz var olamam.
Sensiz buna değmez
Yüzünün benim için önemi yok
Nefesimi tutardım
Son öpücük uzun zaman önceydi
Şimdi nefes alamıyorum.

Seni seviyorum
Seni sevmiyorum
Seni artık sevmiyorum...

Posted by Sally Zucco | tam da şu saatte: 03:40 | 0 yorum

someone call the ambulance

"gentleman,
ladies,
these are my hands,
my knees,
i may be skin & bone,
i may be japanese."

Posted by Sally Zucco | tam da şu saatte: 06:05 | 0 yorum