hold on john

hayat, biz gelecek için planlar yaparken başımıza gelen şeylerdir. kendimi hep yoko ono gibi hissettim. hep böyleydi. muhteşem bi ortama girdiğimde hep mahvolmayı izledim. girdiğim tüm ortamları dağıtmak gibi bi özelliğim var.
hatır hayır, aslında girdiğim tüm ortamların, onların ben girdikten sonrra dağılması gibi bi özelliği oldu hep. bunun benden kaynaklandığını düşünmek istemem ama bu doğru. hep muhteşem şeyler yapan insanların yanında durup insanların
benden bahsettiğini duydum. benim yaptığım, insanların bahsetmesini gerektirecek pek fazla şey yoktu. ama yine de benden bahsederler. neden mi? çünkü onun yanındayım.
ve onun ve onun ve onun ve sizin. bayım, siz. sizinle birlikteyim. ben mi? ben, hiçbirşeyim. şey her zaman ayrı yazılmalı ama bugün bunu umursamıyorum.bugün çok daha önemli şeyler olmalı. kendimle ilgili yani.
aslında kendi yatak devrimimi yapabilirim, barış gerçekleşene kadar saçımı uzatabilirim ama bunların hiçbiri benim olmaz. benim fikrim değil, ben değilim. ama belki de bu tam olarak benimdir.
yani herzaman olan şey değil mi? hiçbirşeyim orijinal değilkeni bi yedek parça çöplüğüyken. neden yani? çabalamak neden? bu eller benim değil, bu gözler, bu ağız, bu kalp. tanıdığım herkesin kolektif çalışmasının ürünüyken
neden? dünyayı değiştirmeye çalışırken, bi şeyler daha iyi olsun diye çabalarken bi aralık sabahı kaçığın teki tarafından haklanacaksam. ne önemi var? üstelik bunu öngördükten sonra.
yine de hold on john, john hold on, ıt's gonna be alright, dedi büyük kurtarıcı. hiçbişey daha iyi olmadı, olmıcak. öldüler ve ölcekler hep, öleceğiz.

Posted by Sally Zucco | tam da şu saatte: 08:26 | 0 yorum