o değil de, edie sedgwick ne tatlı ne karizma hatunmuş ya. yazık olmuş haa.
andy warhol var ya topsun lan sen. harcadın taş gibi hatunu. pis.
bob dylan'la gönül eğlemiş hatun, vaaay beeeaaaa.
kaşı gözü falan da ne hoş.
çok özendim laaaa.
edie olmak isterdim.
bunu söylemek de çok saçma geldi aslında.
tam olarak hislerimi karşılamıyo.
ama sanırım anafikri anladın.

Posted by Sally Zucco | tam da şu saatte: 05:45 | 0 yorum

deli misin, nesin?

Senden ve benden başka kimsenin olmadığı bu üst geçitte saat kaç bilmiyorum. Ya da ne kadardır buradayım, ya da ne yapmaya çalışıyorum. Hayır, bunları bilmiyorum. Kalbimin beynimden önce davrandığı bir andı. Müziğe yürüdüm. Sen gitar çalıyordun. Klasik İspanyol melodisi hem hüzünlü hem de isyan doluydu. Sanki elimden tutup beni sana getirir gibiydi. Ve ben geldim, durdum öylece, dinledim. Sadece sen vardın ve o melodi. Ben bile yoktum evrende. Derin bir denizin dibinde sürekli dibe batmak ama hiç yere varmamak gibiydi. Her şey kalın bir perdenin altına süpürülmüş önemsiz kırıntılardı sadece. Öylesine bütündün ki o melodi ve sen. Benim hiçbir önemim yoktu. Sonra kafanı kaldırdın ve baktın bana. Gülümsedin belki de, hatırlamıyorum. Ben gözlerinde gördüğüm şeyle sarhoştum çünkü. Ateşti bu. Belki de diğerini çekip çıkaran bu ateşti. Senin gözlerin.
2 sally var içimde. Sally ve sally. Bu et ve kemikten kuklayı oynatan iki kuklacı prenses. Kuklanın içindeki krallığın hükümdarları. Biri sana bakıp duygularının girdabında sürüklenirken, diğeri çıktı geldi. Geç kalınmış bir ziyaret gibi. Hiç beklenmeyen belki, ama hiç geri çeviremeyeceğin. Sohbete başlaması da gelişi gibi teklifsizdi.
— son zamanlarda iyi değilsin.
- Sürpriz.
- Benim için değil. Bu kafa karışıklığına bir son vermelisin. Bu kaos dünyamıza zarar veriyor. Her şey karanlık ve kısır artık.
- Ne yapmamı istiyorsun? Gitmemizi ya da bizi öldürmemi mi?
- Çözüm bu mu sence? Şimdi gidebiliriz. Tam şu an. Her şeyi bırakabilirsin geride. Anneni, babanı, kardeşlerini, dostlarını, bu sokakları bir daha görmezsin. Hatta bu dünyayı bile. Ama kendini geride bırakamazsın. Barselonaya gidebilirsin, peruya, alaskaya hatta cehennemin dibine ama kendini de beraberinde götürmek zorunda olduğunu biliyorsun. Sen oldukça zekisin. Bunu sen de biliyorsun ve aptal numarası yapma.
- Hayır, hayır, hayır. Zeki falan değilim hatta bu dünyadaki en aptal, en aşağılık, en en en…
- Bırak şimdi bunları. Kendini kandırmak istemiyorsun ama yaptığın şey bu. Neden bu kadar korkuyorsun?
- Bilmiyorum. İnsanlar… Onlar çok… Anlamsızca nefret dolular. Bana zarar vermek istiyor hepsi. Korkuyorum onlardan. Vahşi hayvanlar gibiler. Çok daha kötü hem de. Sevmiyorum insanları. Hepsi yok olsun umurumda değil.
- İnsanları suçlama. Seni korkutan onlar değil. Sen onların yüzünde gördüğün şeyden korkuyorsun. Her insanda kendini görüyorsun. Kendinden bir parçayı. Onlar sadece aynalar. Ve sen aynada gördüğüne dayanamıyorsun.
- Sen, ne… bak ben bunu tartışmak istemiyorum. Ayna ya da her neyse, sevmiyorum insanları. Sen neden geldin ki hem? Canımı yakmak için mi?
- Biz birbirimizden bağımsız değiliz. Farklıyız ama aynıyız. Anlamıyor musun? Senin canını yakan şey beni de acıtıyor. Bu yüzden buradayım. Bir çözüm için değil.
- Çünkü çözüm yok. Çözüm falan yok. Aşk yok, hayat yok. Yok.
- O kendini sonuna kadar adayacağın, sözcüklere ihtiyaç duymayacağınız büyük aşka ne oldu?
- Aşka inanmıyorum.
- Aşka inanmadığını söylüyorsun. Ama aşk zaten senin içinde. Biliyorum çünkü sen benim.
- Bak bunlar için artık çok geç. Hiçbir anlamı yok benim için. Öldürdüm ben o yanımı.
- Bunun doğru olmadığını biliyorsun. Daha demin duyduğun bir melodiyle duygulanan sensin. Kendini inkar edemezsin, sen bu değilsin. İçinden taşan hisleri baskılamak için uğraşıp duruyorsun. Neden?
- Bilmiyorum. Bilmiyorum.
- İçindeki parıltıyı görüyorum. Onu hissediyorum. Onu biliyorum.
- Lütfen git artık. Daha fazla dayanamam buna.
- Tüm dünyayı susturabilirsin ama kendini, içindekini susturamazsın. Senden sadece kendinle uzlaşmanı istiyorum. Kendin için hala değerlisin. Başkaları ne derse desin.
- Ne yapmamı istiyorsun?
- Bir şey. Herhangi bir şey.

Posted by Sally Zucco | tam da şu saatte: 03:23 | 0 yorum