my future husband :))


sevgili zach;
şunu bilmeni isterim ki eğer benimle evlenmezsen ve o hayranın vampir kılıklı karıyla kırıştıyosan ya da gruptaki o gözlüklü hatunla bi işler çevirirsen ananı dağa kaçırırım bebeyim. kapiş? işte beni arıcak olursan da aştinin orlardayım. atla gel. nikah işlemlerini hemen başlatalım. canım.

Posted by Sally Zucco | tam da şu saatte: 16:56 | 0 yorum

keşke doğmasaydım dediğim oluyor bazen

         havalar güzel giderken hasta olmak koyuyo bana. zaten beni bu güzel havalar mahvetti. neyse. öyle hastayım işte. önce faranjitim azdı kendi kendime antibiyotik başlattım, o geçti. sonra da gribimsi bişey oldum şimdi.  siz değerli blogger okuyucularından ricam; eğer domuz gribine falan yakalanmışsam muhtemelen geberip gidecem. arkamdan domuz kelimesiyle ilgili espri yaptığınızı duymiyim. tamam mı? canım.

         çocuk kitaplarının bulunduğu reyona 'LÜTFEN ÇOCUKLARIMIZI UYARALIM. KİTAPLARI YIPRATMAYALIM.' yazan bilgisayar çıktısı yapıştıran zihniyet. beni hayattan soğuttun bebeğim mutlu musun?
hayır bundan sonra senden beklentim KİTAPLARI ELİMİZLE DEĞİL GÖZÜMÜZLE SEÇELİM. falan asmandır sağa sola. minimalist misin, piç misin nesin lan? çocuk dediğin kitabı sevcek, okşayacak, karıştıracak ki insan olma yolunda adımlarını sağlam atsın. di mi. canım. hayır, zaten chuck palahniuk'un pygmy kitabını 8 pound etiketle 20 liraya satıyosun bak yine bişey demiyorum. ama benim de bi sabrım var. demek istediğim şudur ki:
                     REMZİ KİTABEVİ AKILLI OLSUN!!!!
           
              bi de işte karadır kaşların olsun, gloomy sunday olsun, efendime söyliyim satellite of love gibi şarkılar. yapmayın lan. yani yapın da şu acı dozunu azaltın be kardeşim. yani azaltmayın tamam ama... off nasıl olcak ben bilemedim ama şu yukardaki üçgen günden güne içten bitirmekte beni. sonra bigün bi bakarsınız yığılıp kalmışım. uyuyorum sanırsınız, ölmüşümdür. falan. öyle bilin diye söyledim. canım.

                 bu yazıya fotoğraf ekliyim istedim ama anafikri veren bi resim bulamadım. öyle kuru kuru oldu gibi. ama dur biraz daha bakınıyım.

                  ben ona bakınırken siz de jaurim adlı güzide gruba bakıverin bi. özellikle 4. albümü iyidir. şimdi korece şeyedemediğimden tam adını şeyedemiyorum ama 4. albümü de açıklayıcı bence.


evet hiçbişey bulamayınca ben de bunu yaptım. yine de kateinkiler kadar başarılı değilse de idare eder. nası bi cümle kurdum ki ben??? neyse. hastalığıma ve yaşlılığıma verin.

gitmeden evvel üstat chucktan bi kuple söyliyim istedim. canım.
''have you EVER wished you'd never born?''

Posted by Sally Zucco | tam da şu saatte: 15:14 | 1 yorum

million dollar hotel

-atladıktan sonra farkettim ki hayat mükemmel.
hayat, tüm sihirler, fırsatlar, güzellikler ve televizyon...
ve evet..
pek çok sürpriz...
ve herkesin istediği pek çok şey..
ama bunlar sadece kaybettiğimizde fark ettiğimiz şeylerdir.

                                                              tom tom


 
tom - sigara içen insanlar bazen ölürler, kanser olabilirler.
eloise - ben ölemem.
tom - ölemez misin?
eloise - ben aslında yokum.
tom - nasıl oluyor bu?
eloise - ben hayal ürünüyüm.
tom - hayal ürünü olmak sence iyi mi? ...üzgünüm...çünkü ben sadece senin üzerinde iyi bir etki bırakmaya çalışıyorum. belki de beni hatırlayamadın.
eloise - ben herşeyi hatırlarım.
tom - herşeyi mi?
eloise - her-şe-yi..

           


          "kendisini sevmeyen birini sevemezsin"

Posted by Sally Zucco | tam da şu saatte: 05:44 | 5 yorum

here today, gone tomorrow


60 yaşına kadar yaşamak istemiyorum.
Oturup geçmiş günleri düşünmek zorunda kalmak istemiyorum.
Hataların ve günahların bir hesabını yapmak istemiyorum.
İyi şeyleri bulmak için hafızamda kazı yapmak istemiyorum.
Mutlu anıları hatırlamak istemiyorum.
Yaşlanmak istemiyorum.
Bir gün daha.
Bekleyip görmek istemiyorum.
Çıkıp dolaşmak istemiyorum.
Okulu bitirmek, öğretim görevlisi olmak ya da avukatlık yapmak istemiyorum.
Evlenmek istemiyorum.
Çocuklarım olsun istemiyorum.
Hayatımda kalıcı biri olsun istemiyorum.
Havuzu olan bir ev istemiyorum.
Bir dile, bir ülkeye, bir kişiye bağlı kalmak istemiyorum.
Yarını beklemek istemiyorum.
Durmadan dönen çemberin içinde hapsolmak istemiyorum.
İstediğim şey;
Sonsuza kadar uyumak.
Ya da işler yoluna girene kadar.
Muhtemelen aynı kapıya çıkıyor ikisi de.

Posted by Sally Zucco | tam da şu saatte: 04:47 | 1 yorum