böyle olsaydım ben de.

Posted by Sally Zucco | tam da şu saatte: 04:38 | 0 yorum



he loves me

he loves me not..

Posted by Sally Zucco | tam da şu saatte: 01:14 | 0 yorum

neden hep mutsuz olur yaya kuryeler?
o yolları hep yalnız yürüdükleri içinmi?
ya da mahkum oldukları için belki
kocaman çantalarıyla yokuş çıkmaya
hiç yürür mü kendi keyfine
ve ne hisseder acaba bir paket aldığında
yorgun kurye

Posted by Sally Zucco | tam da şu saatte: 03:40 | 1 yorum


bişeyler oluyor, biliyorum bişeyler olduğunu ama kestiremiyorum tam.
mesela milli kütüphanenin turnikeleri beni içeri almamak için elinden geleni yapıyo.
yemek yemeyi unutuyorum ben, birinin kolumdan tutup yemek yememi sağlaması gerekebiliyo bazen.
tuhaf tepkiler verebiliyorum, işin tuhaf tarafı bu tuhaf tepkiler kendime bile tuhaf gelebiliyor.
ders çalışcam diyip ektiğim çocuklar var ve fakat ders falan çalışmıyorum aslen.
bunlar sanki bana yepyeni şeylermiş gibi geliyor
bir yabancı bilim adamı gibi inceliyorum kendimi
ama bir yandan da biliyorum aslında
güneşin altında yeni bir şey yok.

Posted by Sally Zucco | tam da şu saatte: 04:32 | 0 yorum

ilanı aşk dediğin böyle olur

Woman I can hardly express,
My mixed emotions and my thoughtlessness,
After all I'm forever in your debt,
And woman I will try to express,
My inner feelings and my thankfulness,
For showing me the meaning of success,

Oooh well, well, do do do do do do
Oooh well, well, do do do do do do



Woman I know you understand
The little child inside the man,
Please remember my life is in your hands,
And woman hold me close to your heart,
However distant don't keep us apart,
After all it is written in the stars,

Oooh well, well, do do do do do do
Oooh well, well, do do do do do do

Woman please let me explain,
I never meant to cause you sorrow and pain,
So let me tell you again and again and again,

I love you (yeah, yeah) now and forever,
I love you (yeah, yeah) now and forever,
I love you (yeah, yeah) now and forever,
I love you (yeah, yeah) now and forever


John Lennon - Woman from Fab Imp on Vimeo.

Posted by Sally Zucco | tam da şu saatte: 06:13 | 0 yorum

biri bana dedi ki,
beni seviyormuşsun
mümkün olabilir mi bu?

Posted by Sally Zucco | tam da şu saatte: 14:03 | 3 yorum




oluyo böyle şeyler.

ım the hero of this story.

ı dont need to be saved.

Posted by Sally Zucco | tam da şu saatte: 10:10 | 0 yorum

kendimi ve düşüncelerimi unutmak için sokakları arşınlıyorum.
hava da bana uyup ağladı ağlayacak sanki.
en başından beri biliyordum bunun böyle olacağını, bilmiyor muydum?
kendimden sıkılıyorum,
 sevgimden sıkılıyorum, dünyadan sıkılıyorum...
bu kısırdöngüde yine kendimle başbaşa kalıyorum.
eski 'ben'e elveda demek için bir neden bulduğumu sanmıştım.
o da sendin
her zamanki gibi yanıldım ben
belki de yanılmadım da, mahvettim her şeyi
kim bilir...
ben mükemmel biri değilim.
sadece bilmeni isterim,
üzgünüm

Posted by Sally Zucco | tam da şu saatte: 12:37 | 0 yorum

merak ediyorum da bazen,
ağlama dese biri
silermiydin gözyaşlarını?
çocukken bayılırdım patates kızartmasına
midemi bulandırıyor şimdi
katlanamıyorum düşüncesine bile
muzlu sütlerin
sin palabras çocuklar
çakıltaşlarını kovalarken
kumlar doluyor parmaklarımın arasına

onlar iki saniyelik delikler açıyor
mavi göğsünde denizin
ben annesi oluyorum
parçalanmış taşların




bir sevgilimin adı vittorio olsun
diğeri alexei, öbürü de
şey işte, herneyse
ya da dur, akira mesela
ana fikri anladın
bugün de böyle geçti
yaprak yaprak
ne önemi vardı
28 yaşında parçalanacaksam



Posted by Sally Zucco | tam da şu saatte: 08:00 | 1 yorum

biliyodum ki:)

şu an gecenin bilmem kaçı ve benim ağzım kulaklarımı da aşar vaziyette. mesene.kom da bi test yaptım kimin reenkarnasyonusunuz diye, bilin bakalım kim çıktım minik su damlacıkları? nı rı nı nııınnn...  john lennon:)

biliyodum lan, valla biliyodum ki. o yüzden fakültenin pencere pervazlarına give peace a chance yazıyodum ben hep. (evet benim o.)

sokak ortasında kurşunlanmak demek olsa da john lennon olmak bu dünyada yaşamanın bi anlamı olması demek benim için. içimde bir his büyütüyorum. güzel şeyler için. bir dua belki. biliyorum işte, john da biliyodu. elimizdeki tek şey hayal etmek de olsa hep baştan başlayabiliriz her şeye.

eee.
şimdi bana bi yoko lazım:))

Posted by Sally Zucco | tam da şu saatte: 15:49 | 0 yorum

mİm, Mum, mİm falan...

eh nerden başlıcamı bilmemekle beraber bi yerden başlamalı diye düşünüyorum. şu mim meselesi, gerçekten mutlu oldum mimlenince ama bi yandan da kaldım öyle ne yazıyım ne diyim diye. malum zordur insana kendini anlatması. ama yine de bi deniyim diyorum ben. ilk önce sevgili fatmanın mimiyle başlıyorum. eveeet işte benim hakkımda 7 şey:

1. çoğu zaman kapalı olmakla eleştirilirim arkadaşlarım tarafından. özellikle yaptığım bişey değil ama bazen kendimi ifade etmekte gerçekten zorlandığımı düşünüyorum. ama sadece bazen. onun dışında aslında bence olması gerektiğinden fazla açık olduğumu düşünürüm.

2. yazmayı seviyorum. çocukken çok geniş bi hayal dünyam vardı. ( annemin dünyadışı bi varlık olduğunu ciddi ciddi düşünecek kadar) ama o zaman yazmazdım. şu an yazıyorum ama artık eskisi kadar sınırsız bi hayal gücüm yok.yine de fena yazmadığımı düşünüyorum. beni en çok etkileyen yazarlar chuck palahniuk, peyami safa, edgar allan poe ve ambrose bierce. ama özellikle palahniuk ve sylvia plath'ın yeri bende ayrıdır.

3. ispanyolca'yı çok severim. kalbim endülüste atar bi de.

4. genel olarak indie tabir edilen müzikler dinlesem de rahatlıkla her türe açık olduğumu söyleyebilirim ve bu özelliğimle gurur duyarım.

5. böyle olmaması gerektiğini çok iyi bilsem de rahatça ifade edemem çoğu zaman duygularımı. özellikle de sevgimi. hatta en çok sıkıntı çektirdiğim insanlar da en sevdiğim insanlardır çoğunlukla. eğer birine ölesiye kötü davranıyosam muhtemelen onu herşeyden çok sevdiğim ve deli gibi korktuğum içindir kaybetmekten. itiraf ediyorum böyle de iğrenç ve acımasız olabilen bi insanım.

6. bazen çok ufacık bi şey beni çok derin ruh hallerine itebilir, ağlatabilir hatta. ikinci el kitapların eski sahiplerinin sayfa kenarlarına ya da kapağa düştükleri notlar, ağlayan bir çocuk, bir dize, bir şarkı, bir bakış, hatırlanmak bazen... böyle gider bu liste.

7. sonlardan nefret ederim, vedalaşmayı bile sevmem çoğu zaman. hiç beceremediğim şeylerdir sonlar, sonuçlar. bu maddede olduğu gibi. yine de herşeeyin bir sonu olması gerektiğini öğrenecek kadar son yaşadım, o yüzden burada bir son veriyorum anlatmaya :)

sevgili fatma'ya tekrardan teşekkürlerimi iletiyorum. çikolatalı sufle gibi günler yaşasın kendisi mümkünse:)

Posted by Sally Zucco | tam da şu saatte: 04:52 | 1 yorum

my silly days ost

son günlerde alıp hayatıma fon müziği yaptığım şarkıları toparlamaya karar verdim. Sadece kulağıma çalınan şeyler değil, dakikalarıma sızıp onlarla bütünleşen şarkılar. Bi de bana ne ifade ettikleri tabi. Umarım hoşunuza gider.



Devendra Banhart- Pensando En ti

Seni düşünüyorum sevgilim günlerce, saatlerce… dinlediğim andan itibaren çok sevdiğim çok tatlı bi şarkı. Dev, hep mırıldayan bi kedi gibi mutluluk ve huzur verir zaten bana. Ama bu şarkıyı ayrıca çok seviyorum. Bir kupa tarçınlı karanfilli çay gibi.



Feist- Mushaboom

Bu şarkıya aslında başta pek alışamamıştım ama sonraları pek sevdim. Hatta Pensando en ti’nin kız kardeşi gibi benim için. Ayıramıyorum birbirlerinden. Feist’in vokali havada süzülen toz parçalarını yakalamaya çalıştığım çocukluk günlerimi anımsatıyor bana.



Kimya Dawson- So nice So smart

Juno film müziklerinin en sevdiğim şarkılarından. Kimya, neden onu sevdiğini ve neden onun kalbini kırmak zorunda olduğunu anlatırken içimden aynen, aynen, aynen diyorum. Arkadaş ya da sevgili olmanın ayrıldığı ince çizgide düşmemek için çaba sarf eden güzel insanların marşı ilan ediyorum bu şarkıyı.



The Clash- “Rudie Cant Fail

Tüketim çılgınlığı ve İngiliz aksanı. Üstüne hoş ritimler. Çöpten bozma, punktan doğma. Seviyorum kısacası.



Yasmin Levy- La Alegria

Benim ölümüme sebep olacak bi kaç şarkıdan biri. Kim koymuş adını mutluluk diye, karşılıksız aşka düşmüş bir kalbin çığlığıdır bu. ‘seni sevmenin günahını ödemek için yaşıyorum.’ Tüm dünyanın yükünü sırtlamış gibi acıdır sesi yasmin’in, yakar. Hassas bünyelere pek de önerilmez.



Erkin Koray- Yalnızlar Rıhtımı

Bir ben miyim perişan, gecenin karanlığında? Yosun tuttu gözlerim, yalnızlar rıhtımında. Yalnızlığı bir dost gibi görüp, kabullenebilmek için belki de.



Teoman- İstasyon İstasyonları

Çünkü bir sırrım var, saklarım. Ama görünce anlarsınız. Hepimiz aslında birer Ruhi’yiz, çiçek dürbünlerimizden insanlara bakan.



Elvis Costello- I Want You

Küvetteki su soğumaya yüz tutarken, kulağımda Elvis Costello seni istiyorum diye inlerken aklıma gelen sensen eğer, belki de gerçekten istiyorumdur seni. Belki de bu yüzden defalarca dinliyorumdur. Ya da sırf bir erkeğin aşk acısından gebermesini komik bulduğum için seviyorumdur bu şarkıyı. Kim bilir…



Urna Chahar-Tugchi- Buuvei

Moğol steplerinin sesi Urna’nın çıplak sesinden bir ninni. Denizin metrelerce dibinde dalgalar tarafından sallanan bir beşikte duyabileceğiniz türden bir ses, sirenlerin ninnisi. Ya da eşine sadece anne karnındayken ulaşılabilecek bir huzur. Biraz dinginliğe ihtiyacım olduğunda Urnanın sesi benim sığınağım olur, bu şarkıda olduğu gibi.

Rammstein feat. Sharleen Spiteri- Stirb nicht vor Mir

Çok sevdiğim bir arkadaşımın yıllığına yazmıştım bu cümleyi. ‘ Stirb nicht vor mir.’ Benden önce ölme sakın. Şimdi kimi gerçekten sevsem aklımdan bu cümle geçiyor, Till Lindemann’ın bas sesinden. Klasik rammstein tarzında değil pek bu şarkı, yine de bana çok şey ifade ediyor. Gitarın yumuşak tonundan, vokallerin sesindeki acı ve çaresizliğe kadar her şeyi seviyorum bu şarkıdaki. Sizi de seviyorum, benden önce öleyim demeyin o yüzden…



Yoruldum biraz yaa, sonra devam ederim. Belki. Bak belki dedim ya muhtemelen etmicem. Her neyse…

ps. elbet bi gün upload da yaparım. ya da üşenirim belki ona da. bilemedim ki..

Posted by Sally Zucco | tam da şu saatte: 04:35 | 3 yorum

oysa ben lcwda alışveriş yaparken bir anda mağazada feist'in kadife sesinden mushaboom dinleyebilme ihtimalimizi sevdim.

Posted by Sally Zucco | tam da şu saatte: 06:32 | 0 yorum

what a wonderful world...

burda yağmur yağıyo ama aynı zamanda güneş de var. hem yağmur hem güneş, evlatlık gökkuşağı..

babam sigarayı bıraktı. bi anda. çünkü bikaç gün önce kuzeni kalp krizi sonucu dünyaya elveda dedi.

astım hastası ufacık bi kız babasız kaldı. düşündükçe üzüntüden kalbim patlıcak gibi oluyor.

bi gemi bile olamayacak kadar, karaya esaret oluşumun farkına varıyorum.

sonra biri dedi ki, kıtalar bile birbirine daha yakın. ben de durdum öyle. zaten ne denilir ki böyle bi söze.

sürekli kilo alıyorum, yakında 97 kilo olucam. ne hoş di mi?

and ı think to myself, what a wonderful world...

Posted by Sally Zucco | tam da şu saatte: 04:46 | 2 yorum

500 days of summer filmini izlediğimde farkettim ki, içimde gizlice yetiştirdiğim bir summer finn var. özür dilerim hayatımdaki bütün erkekler. gerçekten üzgünüm.

Posted by Sally Zucco | tam da şu saatte: 05:13 | 3 yorum

dont panik

şepşeker biri beni mimlemiş öncelikle bunun için kendisine teşekkür ederim ve aynı zamanda isteklerini bi süre sonra yerine getireceğimi belirtip özür dilerim.
dağıttığım parçaları toparlamakla meşgul olucam bi süre. biraz düşünüp biraz okuyup biraz değişiklikler yapıp öyle çıkmayı düşünüyorum hayatın karşısına. bence iyi düşünmüşüm. sence?
ben yokken çok yaramazlık yapmayın. gelirim ki ben. sonra hep beraber karın yağmasını izleyip çilek yeriz.
kendisine çok çok iyi baksın herkes:)

ps. bi de bence aşkın 500 gününü izlesin herkes. çok güzel yav=)

Posted by Sally Zucco | tam da şu saatte: 15:18 | 0 yorum

ya...

mesela sgtriga denilen şeyler var. yaratık yani. mitsel.
gece geliyolar senin yaşam özünü emip gidiyolar. sen de iflas ediyosun böyle günden güne.
mesela onlardan biri bana geliyosa. her gece.
ne varsa emip götürüyosa.
birazcık kalanla devam ediyosam ben güne.
olabilir böyle şeyler.
herşeyin sebebi buysa.
inancım var benim. böyle şeylere.
inanç iyidir.


...

falling
yes, ı am falling...

Posted by Sally Zucco | tam da şu saatte: 02:09 | 1 yorum

find me innocent

şimdi bi arkadaşım var benim. o bana bi insan bişey olduğunu iddia ediyosa tam tersidir derdi hep. mantıklı gibi geliyo ama değil sanki. ben kullanınca mantıklı, başkası kullanınca değil.
iddia ediyorum benim beynimin içinde parazit bir yaratık var. kurt olur, kelebek olur, yılan olur, penguen olur. ne derseniz artık.
çok fena başım ağrıyo benim. kafamı duvarlara vurasım geliyo mütemadiyen.
böyle bişey var içimde, dolanıp duran.
saklayamıyorum. saklanamıyorum artık.
bişey oldu. belki biri geldi, belki biri gitti.
ve benim zırhım delindi.
yavaş yavaş dışarı taşıyor ne varsa içimde, safra gibi.
ve bu beni delirtiyor. ve kimse bunu farketmiyor.
annem bile herşeyin yolunda olduğunu sanıyor.
belki biri tutsa, neyin var dese, ben de bişeyim yok ama... diye başlasam.
konuşsak yani, konuşsa biri benimle, herşey daha iyi olacak.
ama sorun şu ki, kimsenin vakti yok bunun için.
ben de kötü oluyorum, yani gerçekten kötü. böyle tırnaklarım çıkıyo falan. gözüm görmüyo kimseyi.
önüme ne çıkarsa kırıp geçiyorum. ben de kendimi böyle ifade ediyorum sanırım.
bunun sonu katliama kadar gidebilir, asıl korkum o.
eğer olursa böyle bişeyi affedin.
olmazsa da affedin.

Posted by Sally Zucco | tam da şu saatte: 13:03 | 0 yorum

zed's dead baby, zed's dead..

bay sarışının da söylediği gibi;
Neyi bilip neyi bilmediğin beni ilgilendirmiyor.
sadece sana işkence etmek istiyorum.
anlıyor musun?


Üstelik...
Sen...
Çok...
Sarışınsın...

Posted by Sally Zucco | tam da şu saatte: 04:19 | 0 yorum

fridayı anlamak



sevmekten ne zaman vazgectim?


kotu gunumde yanimda olmadigin zaman vazgectim.
canin sikildiginda benimle paylasmadigini, kirilacak veya tedirgin olacak olsam bile dusuncelerini acikca soylemedigini anladigim zaman vazgectim.
bana yalan soyledigini anladigim zaman vazgectim.
gozlerime baktiginda kalbinle bakmadigini ve bana hala soylemedigin seyler oldugunu hissettigimde vazgectim.
her sabah benimle uyanmak istemedigini, gelecegimizin hicbir yere gitmedigini anladigim zaman vazgectim.
dusuncelerime ve degerlerime deger vermedigin icin vazgectim.
agrilarimi dindirecek sicak sevgiyi bana vermediginde vazgectim.
sadece kendi mutlulugunu ve gelecegini dusunerek beni hice saydigin icin vazgectim.
tablolarimda artik kendimi mutlu cizemedigim ve tek neden sen oldugun icin vazgectim.

bencil oldugun icin vazgectim!!

bunlardan sadece bir tanesi senden vazgecmem icin yeterli degildi, cunku sevgim yuceydi. ama hepsini dusundugumde senin benden coktan vazgectigini anladim. bu yüzden ben de senden vazgectim.

frida kahlo



Posted by Sally Zucco | tam da şu saatte: 04:38 | 0 yorum

adam dediğin



çirkin ve karizmatik...

Posted by Sally Zucco | tam da şu saatte: 13:46 | 3 yorum

sosisler aşkına

     yeni yılın da gelip geçmiş olmasının vermiş olduğu adrenalinle çılgın atıyorum genşler.
sallycita ders çalışıyo, hem de öyle böyle değil. gece üçlere kadar. tabi normalde insanlar böyle çalışır, kahveleriyle falan ama ben 12 dedin mi yatan bi insanım. hele de ders için hayatta bölmezdim uykumu ama gel gör ki şimdi durumum: ders ders ders.


en yakın zamanda özüme dönmeyi arzuluyorum zira bana pek yaramıyor böyle sıkı çalışmak.
biraz ara olsun diye la haine filmini izleyeyim dedim. izleyenler bilir filmin başlarında said, hubert ve vinz bi binanın çatısına giderler ve orada bi takım insanlar sosisli sandviç yemektedir. bunu görür görmez sivil savunma sireni efektiyle harekete geçen midem beynimi esir aldı dostlar. oysa ben vincent cassela yoğunlaşmak istiyordum. hani oyunculuk, siyah beyaz çekimler, senaryo falan.

ama ı ıh, olmadı. artık bi sosisli için adam öldürebilecek kıvama gelince kendimden tırstım resmen. basit bir sosis, benim için dünyadaki en önemli şeye dönüştü resmen. sonra karşıdan bi sandviç söyledim, karnım doyunca yatıştı sayılır içimdeki sosis aşkı.
hadi bunu atlattım bi şekilde ama nolcak benim bu halim? bilen, anlayan varsa söylesin.

ps. la haine gayet başarılı, çarpıcı bir film olmuş. parisin bambaşka bi yüzünü göstermişler. gerçi kafamda yanıp sönen kocaman bir sosisle izlesem de oldukça etkileyiciydi. herkes de izlesin.



Posted by Sally Zucco | tam da şu saatte: 12:34 | 2 yorum